Murat's profileDeepBluePhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
DeepBlueYazmak; kendini tanımaktır... 10/27/2007 ...Bekle dedi gitti Ben beklemedim, o da gelmedi... Ölüm gibi bir şey oldu Ama kimse ölmedi... 9/16/2007 Uyuz Köpek İsime bakıpta hemen hüküm verme sevgili okuyucu. Sandığın gibi bir hikaye değil bu. İlerledikçe hak vereceksin.
Kaldırım taşının üstünde, beni evime götürecek olan herhangi bir toplu taşıma aracıydı beklediğim o sırada. Sigaramın sonlarıydı ama hala görünürde birşey yoktu. Halbuki daha yakar yakmaz görünmesi gerekirdi sigarayı yakmama inat gibi ve yanıma gelene kadar anlamsız bi şekilde ne kadar dumanı çekersem kar sayardım kendime.
Dalıp gitmek pek huyum değildir, ama şu sıralar birşey düşünmesemde boş boş bakıyorum öylesine. Sanırım yine öyle bir haldeydim. Bu dalgınlık minik bir yavru köpeğin bacağıma sürtünmesiyle son buldu. Haliyle ilk başta irkildim ne bu diye. Ama gördüğümün; 10-15 katı büyüklüğünde olduğum bir mahlukat olduğunu da anlayınca etrafıma bakındım kendimden utanarak ve korktuğumu gören birisi var mı acaba diyerek. Minik şey ön patilerini yere vurarak beni oyuna davet ediyordu büyüklüğüme aldırmazcasına. Takdir ettim kendisini ve kabul ettim davetini. Önce göz ucuyla ufak bir bit pire kontrolu yaptım ona hissettirmeden. O sıcağın altında benle ilgilenen tek canlıyı gücendirmek, isteyeceğim en son şeydi.
Sağ elimden biraz daha büyüktü. İlk önce yere yatırdım ve kulaklarını ve karnını kaşıdım ve bu sırada arka sağ bacağını sanki kendisi kaşınıyormuş gibi hareket ettirmesini gülerek seyrettim. Ardından etrafımda koşup durdu. Arasıra da ufak saldırılar düzenledi bacağıma dişleriyle ama haddini bilerek. Hafiften yorulmuş olacak ki geldi yanıma oturdu ve etrafı kolaçan etmeye başladı beni sahiplenmiş edasıyla. O küçük haliyle etrafta dolaşan başka köpeklere kötü kötü bakıyor ondan sonra da gözlerini bana dikiyordu birşeyleri ispat etmek istiyormuş gibi.
O sırada uzaktaki başka bir köpeğe gözüm ilişti ve anladım ki o da uzun süredir bizi izlemekte. Çelimsiz, uyuz olmuş ve tüyleri artık dökülmeye yüz tutmuştu. Anlamsız bir şekilde bakmıyordu ama bize ve anladım ki imrenmişti o yavru köpeği sevmeme. Belki de birzamanlar kendisininde sevimli göründüğü zamanlar ne kadar çok sevildiğini hatırlamıştı ve belki de anlam veremiyordu neden ondan kaçtıklarına veya sopalarla kovaladıklarına. Bu düşünceler içersinde onu da çağırdım yanıma ufak bir el hareketi ve öpücüğe benzer o sesi çıkararak. Adım atmaya teşebbüs etti ama tam emin olamadı ki temkinli davranıp gelmedi. Bir daha çağırdım. Ufak adımlarla yanıma yanaştı. O an Üstün Dökmen'in Ladesçi kitabındaki Cemil karakterini hatırladım ve dedim ki kendime bu köpek de sevilmeyi hakediyor her ne kadar hastalıklı olsa da. Başını okşadım onun da çantamdaki kolonyalı mendile güvenerek.
Ağzını açıp dili dışarda bir şekilde hızlı hızlı solumaya başladı. Anlıyacağınız o da son derece mutlu olmuştu bundan. Dolayısıyla bende. Bizim ufaklık tabi ki pek memnun olmadı . Bende yeni bir keyif sigarası yaktım bu sırada. Ama bu sevgi çemberi uzaktan beklediğim aracın görünmesiyle son buldu.
İlk defa sigaramın yarım kalması değil bu iki canlıyı o şekilde orada bırakmak zoruma gitmişti bu sefer. 8/24/2007 Sizin Hiç Babanız Öldü mü?Sizin hiç babanız öldü mü? Benim bir kere öldü kör oldum Yıkadılar aldılar götürdüler Babamdan ummazdım bunu kör oldum ... Cemal Süreya 12/6/2005 BeklentiGündüzler farksız olmaya başladı gecelerden. Birşeyler arıyorum ama ne aradığımı bilmeden öylesine dolaşıyorum gibi geliyor bana. Önüme birşeyler çıkacak yakın bir zaman içersinde... Hissediyorum bunu, ama ne olduğunu bilmiyorum henüz. Öyle birşey ki bu; hayatımı kökten tersine çevirecek ve uzun yıllar boyunca hasretini çektiğim huzura biraz olsun kavuşturacak beni. Belki para, belki bir sevgili... Belli değil daha... Öyle birşeyki; bu hayatımın eksik yönlerini tamamlayacak ve yaşamımıni tek gayesi bu olacak. Geceden farksız olan gündüzlerime tekrar kavuşturacak beni. İçimdeki can çekişen çocuğu tekrar hayata döndürecek. Evet... Hissediyorum bunu... Yakın bir zaman içersinde kavuşacağım bu şeye... Ne ki bu diye sormayın bana... Dedim ya... Ben de bilmiyorum henüz. 10/21/2005 Yalnızlık iki gün önce gece saat 2 de inanlımaz bir sıkıntı bastı beni evde. Gecenin karanlığında dışarı çıktım ve İhsaniye'nin boş caddelerinde yürüdüm saatlerce. Bir korkumu daha öğrendim bu sayede. Meğer yanlıkzlıktan da korkuyormuşum ben...
Ömer Ankara'ya gitti üniversite için. Çok sevindik buna. Netice de bunun için uğraştı 3 sene ve istediği yeri de kazandı. Ayrılık günü geldi çattı ve gönderdim onu Ankara'ya. Kim ne derse desin. Çoğu kişi yanlız kalmayı çok sever. Koskoca evde tek başınasın, karışanın edenin yok. Bende öyle düşündüm başlarda. İlk üç gün de güzeldi hani... Ama daha sonra anlıyosun ki aslında insan gerçekten birlikte yaşayacak birisine herzaman muhtaçmış.
Ne demişler; Yanlızlık Allah'a Mahsus... 6/6/2005 Ömer9 yaşındaydım. 26 Haziran 1986 yılı. Sabahleyin erkenden kalktım. Ama o sabah her sabahtan farklı geldi bana. Genelde annem kaldırırdı bizi sabahları. Bende merakla odasına gittim. Mutfakta annannemi gördüm. "Hadi gözün aydın" dedi bana. Uyku sersemliğinden ne demek istediğini anlayamadım o an. Annem yatakta değildi. Babamda yoktu. Herşeyin farkına o an vardım. İçim tarif edilemez bir seviçle doldu. Dokuz ay boyunca annemin karnında sadece tekmelerini hissettiğim kardeşime sonunda kavuşacaktım. Annannem zorla bişeyler yedirmeye çalışıyordu bana ama ben bir an önce hastaneye gitmek istiyordum. Bir kaç kere boğulma tehlikesini atlattıktan sonra zavallı kadıncağız vazgeçti bana birşeyler yedirmekten. Tam bu sırada babamın kapıyı açma sesini duydum. Hemen kapıya koştum. "Al götür şu deliyi anasına" dedi annannem gülerek. Adam daha soluklanamadan hemen yola koyulduk. Yolda babama sürekli kardeşim hakkında çocukça saçma sapan sorular sorup durdum. Erkekti... Hissetmiştim zaten bir erkek kardeşimin olacağını ilk günden beri. Aslında çok zor bir doğum olmuştu ama biz daha sonra ki zamanlarda öğrendik ayrıntıları. Hastaneye vardık ve annemin odasına çıktık. O minik yaratık annemin kucağında karnını doyurmakla meşguldü. Sarışın minicik birşeydi. Annemin yüzüne bile bakmak gelmedi aklıma bu güzelliği seyretmekten. Kucağıma almak istedim ama korktum incitmekten. Annemi hastaneden çıkarttık ve babam bir taksi çağırdı. Arka koltuğa oturdum. Annem, kucağındaki kardeşimi bana göstererek, "Al bakalım kardeşini" dedi ve kucağıma verdi. O an zaman benim için durdu. Bütün yol boyunca benim gözlerimin içine baktı aralıksız, abisi olduğumu anlamış gibi. Konuşmuyorduk birbirimizle ama konuşuyor olsak dahi bu kadar iyi anlaşamazdık. Sözlerden öte zihinsel bir iletişimin içinde gibiydik. Artık bu çocuk için herşeyi yapmaya hazır hissettim kendimi. Olgunlaşmıştım birden. Onu korumak, bildiklerimi öğretmek, hayata hazır hale getirmek benim görevimdi çünkü. İlk emeklemesi, ilk konuşması, ilk adımları, ilk şirinliklerinde hep yanındaydım. Daha ilk zamanlarında belliydi çok farklı bir insan olacağı. Her zaman yaşından olgun davranıyordu. Onun için arkadaşlarımla sokağa bile oynamaya gitmedim uzun zaman. Rahmetli annem "doğurmak ve emzirmek dışında benim kadar baktın bu çocuğa" derdi her zaman. Doğruydu... Çünkü o takside birbirimize söz vermiştik. Bu dünyada artık ben onun, o da benim için vardı... 5/27/2005 RüyaDün gece annemi gördüm rüyamda. Nerdeydik tam hatırlıyamıyorum ama yeşillkler içindeydik... tamda onun sevdiği gibi. Çok neşeli ve hareketliydi öyleki sürekli "anne otur allahaşkına, kalbin var.." dedim durdum... Ama o hastalığından hiç eser yokmuş gibi davranıyordu, bende o hala hayattaymış gibi... Yüzündeki o tatlı tebessümden olsa gerek bende bir tebessümle uyandım. Bir iki dakika kadar gördüklerimin rüya değilde gerçek olduğunu umut ederek yatağımda gülümseyerek yattım... Sanki o hala yanımdaydı... Ama o sıcaklık, sabah saatlerinin ve gerçek hayatın tüyleri ürperten soğukluğuna karşı yavaş yavaş etkisini yitirdi. Kendime geldiğimde tekrar uyumak istedim. Biliyordum çünkü yine geleceğini. Hem sormak istediklerim vardı ona. Babam nasıldı, neler yapıyorlardı, mutlular mıydı, yine ufak tefek sataşmalarını yapıyorlar mıydı birbirlerine... Bizleri özlüyorlar mıydı... Mustafa'dan haber verecektim onlara. Aslanlar gibi askerliğini yaptığını ve yakın zaman içinde eve döneceğini söyleyecektim. Küçük Ömerimizi unutmayacaktım tabi. Onunla ne kadar gurur duysalar az olduğunu ve örnek alınan bir evlat yetiştirdiklerini anlatacaktım ve bize bıraktıkları emanetin emin ellerde olduğunu hissettirecektim onlara. Bizleri merak etmemelerini, iyi olduğumuzu söyleyecektim. Ama uyuyamadım. Sizi çok özledim. 2 yıl geçmesine rağmen hala alışamadım gitmenize... Tek tesellim birlikte olmanız... 5/23/2005 FilmÇok imrenirim film kahramanlarına... Çoğunlukla hepsi hayatlarından memnundur. En ümitsiz durumlarda, en acı zamanlarda bir şekilde yolunu bulurlar ve zorlukların üstesinden gelip mutlu sona ulaşırlar. Hepsinin uydurma olduğunu, gerçeklerle bir alakası olmadığını bile bile yinede kendime bir pay çıkarırım. Ben de kendi senaryomu yazarım olaylar karşısında. Başrole kendimi alırım, yardımcı oyuncularımı ve figüranlarıma rol dağılımlarını yaparım ve action... Ama ne yaparsam yapayım kendi filmimi vasatın üstüne çıkaramam. Finali mutlu bir sona bağlayamam. Sorun nerde?!.. Başrol oyuncusunda mı, yardımcı oyuncularda mı, figüranlarda mı?... Yoksa senaryoda mı?. Bu sorunun çözümünü bulursam bende birşeyler yapmaya başlayabilirim artık.. 5/22/2005 Baş AğrısıBugün sabahtan beri başım ağrıyor. Her yaz başlangıcında bu illeti çekiyorum. Sanki yeni bir mevsime, yeni bir başlangıca karşı vücudumun tepkisi bu... Böyle diyorum çünkü sonbahar başlangıcında da bu ağrılar başlıyor. Ne yaptıysam çaresini bulamadım. Aspirin başucu ilacım oluyo bu zamanlarda ama artık vücudum kanmıyor bu aldatmaya. "Boşuna uğraşma, biliyorum artık yazın geldiğini" diyor. Kutu şu anda önümde. Ben yine mideme inat alacağım iki tane ve kutluyacağım yazın gelişini... 5/21/2005 ÜzmekBirsinin kalbini kırmak her zaman en büyük korkum oldu ve bu neredeyse bende bir takıntı halini aldı. Birisiyle konuşurken her kelimemi ince ince seçmeye başladım artık ve bu öyle sıkıcı olmaya başladı ki konuşmaktan da çekinmeye başladım. Neden insanları üzmek beni de üzüyor?... 5/20/2005 İstemekOff.. Sıkıldım artık hep bu rutin işleri yapmaktan. Hayatımda hep birşeyler değişsin istedim ama bu lüksüm hiç olmadı. Herzaman olayların ve başka kişilerin isteklerine göre davranmam gerekti. Artık değişmek istiyorum. İsteklerimi, fikirlerimi ve en önemlisi duygularımı açık açık söylemek ve haykırmak istiyorum. Bu dünyada benimde olduğumu herkesin öğrenmesini istiyorum. İçimde kopan fırtınaların başkalarını da etkilemesini istiyorum. Yanlız olmadığımı söylemek, benimde beni seven insanların ve dostlarımın olduğunu göstermek istiyorum. Çok şey mi istiyorum?!... |
||||||||||||||||||||||||||
|
|